-- Genel, İnternet, Kişisel

Markaların Sahte Yüzleri ve Bizi Korumayan Kanunlar…

Günümüzde hayatımızı idame ettirirken çeşitli sektörlerden, çeşitli konularda bir çok hizmetten faydalanıyoruz. Araba, internet, cep telefonu kullanıyoruz, bankalarla işlerimiz oluyor…

Ama ne yazık ki hiç biri “dürüst” hizmet vermiyor. Bakın her şeyin önüne dürüst kelimesini aldım. Doğru çalışmasını ve/veya hızlı çalışmasını geçtim. Öyle bir hal aldı ki bu “dürüst çalışma” kavramı özellikle ülkemizde her açıdan en ön sırada…

Nedenlerine örnekler vereceğiz ama eminim bu yazıyı okuyan hemen herkesin farklı ama mağdur olduğu bir hikayesi vardır.

 

Trademarkss

Mesela…

Markamiz Audi. Geçtiğimiz Mart ayında araba bakıyordum. Audi’nin internet sitesinde fiyatlara baktım. 1.6 Dizel S Tronic Sportback modeli için 75.000TL fiyat vardı. Üstelik yeni kasa. Neyse atladık gittik. Satış danışmanı’nın söylediği aynen şu: “O fiyatlara o modeller hiç gelmiyor. Fiyat politikası gereği ‘75000TL’den başlayan fiyatlarla’ diyebilmek için yazılıyor o fiyatlar.” dedi. Eee ne var bunda her marka yapıyor böyle şeyleri dediginizi duyar gibiyim. Sorunumuz da tam olarak bu. Hangi nedenle olursa olsun bu tarz yapılan uygulamalar müşteriyi “aldatmaya” yöneliktir. Hakem direk kırmızı kartı göstermelidir.

Bir diğer olay HGS mevzuu… Arabası olan hemen herkesin bildiği üzere önümüzdeki yıl sonundan itibaren zorunlu hale gelecek olan Hızlı Geçiş Sistemi’nden bahsediyoruz. Gişelerin kapanmasına neden olan KGS (Kartlı Geçiş Sistemi)’ne alternatif olarak sunulan OGS (Otomatik Geçiş Sistemi)’nin bankalar aracılığı ile aldığımız cihazları için istenen “depozito” ücreti hepinizin malumu. Kimi banka 40 Dolar, kimi banka 40 TL, kimisi de 60TL civarında “depozito” talep ettiler. Devletimiz OGS’yi zorunlu kıldığı için de elimiz mahkum söküldük paraları. Buraya kadar iyi güzel de… HGS (Hızlı Geçiş Sistemi) de neyin nesi dostum? Bu da nerden çıktı?

Şahsen OGS’yi daha çok sevmiştim. Çünkü geçişlerde tiz bir ses çıkardığı için geçişin okunduğunu anlayabiliyorduk. HGS’de ise ince bir şerit şeklinde olduğu için herhangi bir ses çıkmıyor. Biz de direksiyona yapışıp yeşil ışığın yanıp yanmadığını görmeye çalışıyoruz. Neyse asıl meseleye dönelim. OGS’nin nesi vardı kardeşim? Kime ne zararı oldu da tekrar değiştirip HGS’yi zorunlu hale getiriyorsunuz.

Hadi HGS’ye geçiş zorunlu oldu, OGS’leri geri verelim? Yoookkk olmaz… Ama depozito verdik??? Yandı gitti, kül oldu…

-Yahu OGS’yi alırkenki sözleşmede yazar depozito olduğu. Alırsın paranı geri…

Yok arkadaş. Yıllarca OGS’yi kullanıp sonrada sözleşme isteyemezsin benden. Nerden bulacağım ben onu. Hem böyle bir HGS zorlaması ile karşılaşacağımı nereden bileceğim. Bankada da bir nüshası yok mu? Ayrıca HGS’yi zorunlu kılan devlet vatandaşını mağdur etmeyecek önlemleri almakla mükellef.

Başka bir örnek…

Vatan Bilgisayardan bilgisayar alıyorsunuz. Ama aldığınız şubede yok o model. Getirtiriz, 1 hafta sonra elinizde diyorlar. Tamam diyorsunuz. Kredi kartınızdan 250TLX6 = 1500TL hooooppp çikilop çekiyorlar. Buraya kadar güzel. Şimdi “bilgisayarınız geldi” haberini beklemeye başlıyorsunuz.

Aradan 1 hafta geçiyor ama ne arayan var ne soran. Atlayıp gidiyorsunuz. Soruyorsunuz ama cevap muhteşem… “-Aaaaaaaa unuttuk biz onuu…”. Harika diyorsunuz, siparişi iptal edin. Mırın kırın ediyorlar, mağaza müdürü de geliyor. Olmaz diyorsunuz. Siparişi iptal edin. Peki diyorlar. İşlem yapıyorlar. Sinirli bir şekilde eve dönüyorsunuz.

Ertesi gün banka işlemlerinizi kontrol ettiğinizde sadece 250TL iade olduğunu görüp bankayı arıyorsunuz. Banka “iade var ama 6 taksit halinde iade alabilirsiniz” diyor. Tam rezalet. Kartımdan 1500TL limit düşmüş oluyor. Müşteri yine yine yine mağdur. Üstelik hiç bir suçu günahı yokken…

Yine bir örnek…

Eski arabamı alırken ING BANK’tan kredi kullanmıştım. Bana bireysel kredi hesabı açtılar doğal olarak. Ödemelerimi başka bir bankadan otomatiğe bağladım. XXX,75 gibi küsürat yerine fazlasını yatırmak üzere ayarladım. Neyse aradan 6-7 ay geçti. Yapılan ödemeleri kontrol edeyim dedim. Hesaplara baktığımda fazladan havale ettiğim küsüratların bile sıfırlandığını gördüm. İşlem açıklaması olarak ta “Hesap İşletim Ücreti” yazıyordu. Yahu el-insaf… krediyi kullandırmak için siz açtınız zaten o hesabı. Üstelik faizini, dosya masrafını, sigortasını da peşin peşin aldınız zaten. Aradım bankayı, yeni yapılan bir düzenleme imiş. Hay düzenlemenize. Müşterinin faydasına bir düzenleme olmaz zaten. Küsüratlara bile tenezzül eden bu bankayı toplu ödeme yaparak terkettim doğal olarak.

Yine bir banka AKBANK…

Gazlamış 2 aylık karta 95TL üyelik bedelini. Aradım onlarca numaradan sonra ulaştığım müşteri hizmetleri yetkilisi ile görüşmem ne kadar sürdü dersiniz? sadece 15 saniye!!!

-İyi akşamlar beyfendi.
-İyi akşamlar, hesap ekstreme baktım, kartım daha geleli ne kadar oldu ki 95TL kesmişsiniz?
-İsteğiniz nedir beyfendi, üyelik bedeli iptali mi?
-Evet,
-İptal edildi! Başka bir arzunuz?
-Yok.
-İyi akşamlar.
Çat! kapandı telefon… Diyecek söz kalmıyor.

Gelelim GSM operatörlerine. Bunlarla sorun yaşamayanınız var mı?

Peki ya TV, internet platformları ile… TTNET, Digiturk, D-Smart… Üye olmak bir telefon kadar kolay, ama iptal ettirmek istediğinizde başınıza geleceklere illallah edersiniz. Sorunun çözümü basit değil mi? “Nasıl üye yapıyorsan öyle üyelik iptali almak zorundasın” dersin vatandaşının arkasında olursun.

En doğal hakkımız olan müşteri hizmetlerine küfür etmeyen var mı? Onlarca dakika bekletip, onlarca sayıya basmanızı söyleyip sizi çileden çıkarmadılar mı hiç… Yahu canlı kanlı biri ile görüşeceğim kardeşim!!! “Sizi sesinizden anlamam için……….”

Yine yapılan son düzenleme ile (ki bir avukattan öğrendim, yanlış ise affedin) aldığınız ürünlerin garanti belgelerini onaylatmanız gerekiyor. Sadece fiş-fatura yeterli değil…

Örnekleri çoğaltmak öyle kolayki… (Sizlerin de varsa yaşadığınız bir olay aşağıya yazın aynen ekleyeyim yazıya)

Kimi homurdanan kişilerden “Tüketici Hakları Mahkemesi”ni duyar gibiyim. Sevgili dostlar benim de tam olarak demek istediğim bu zaten. NEDEN? Neden haftalarca, aylarca bu konularla uğraşalım. Neden en ufak bir vergi borcunda boğazımıza yapışan devlet vatandaşı mağdur olmasın diye gerekli tedbirleri almıyor.

Merak ediyorum, işini dört dörtlük yapan, sonuna kadar müşteri memnuniyetini “cidden” önemseyen “dürüst” bir firma ve/veya sektör var mıdır? Varsa söyleyin lütfen…

NEDEN? Her düzenleme, her yenilik, her ince yazı, her sözleşme, müşteriyi “dolandırmak”, “kandırmak” için yapılıyor.

Mertçe, dürüstçe hizmet veren, karşılığını alamadı mı ki???

 

Yorum yazmak için tıklayabilirsiniz.

Yorum

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.